9 Nisan 2016 Cumartesi

'LA' SONSUZLUK HECESİ, İNKAR CÜMLESİ



La. Önüne il hecesi gelince illa olan sonsuzluk hecesi. Tek başına olunca hayır kelimesi, inkar cümlesi. 
Nazan Bekiroğlu' nun La' sını öğretmenimden duymuştum ilk. Hatta Nazan Bekiroğlu' nu da onun sayesinde tanıdım. Öğretmenim La' dan ilk bahsettiğinde "Nazan Bekiroğlu sanki cennet bahçesine oturmuş, Adem ile Havva' nın yaradılışını izlemiş de öyle yazmış" demişti. Sonrasında Nazan Bekiroğlu' nun 'Yusuf İle Züleyha' kitabını okuyup yazarla tanışınca ve o sıra dışı kalemine hayran kalınca, bir de pat diye La ile karşılaşınca okumamak elimde değildi. 
Kitabı öğretmenimden aldım. Nasılı da garip benim gibi. Bir şey konuşmak için yanına gidip de yanında La' yı görünce bir heyecanla "Hocam alabilir miyim?" dedim. Hemen uzattı.
Kitapta Adem' in hikayesi anlatılıyor. Beşer şaşar demekten ziyade beşer nasıl şaşar, nasıl şaşırtılırı anlatıyor LA. La Sahifesi' ile başlıyor kitap. Yazar bir bir sıralıyor yazma sebebini. Anlamak için anlattım diyor çünkü anlamanın anlatmakla olduğunu bilirim.  Adem yaratmak fikri ile başlıyor asıl hikaye. Kan dökücü bozgunluk çıkarıcı bir Adem. Adem' in yaradılışı, Havva' nın yaradılışı, yasak meyve, cennetten kovulma, dünyada ayrı düşüş, tekrar kavuşma, Habil-Kabil hepsi sıralanıyor kitapta bir bir. Nazan Bekiroğlu' nun çarpıcı kelimeleri vurucu cümleler oluşturuyor. Bazen tokat gibi bazen tatlı bir okşayış gibi değiyor kalbinize.
Adem' in Adem' liği bilişinde, söyleyişinde. Bunu okuyunca kendi kelimeler kitabımın yoksunluğunda, bilmediğim halde bildim sanışımdaki küçüklüğü görüyorum. Noktadan dahi küçük olduğumu hissediyorum. Adem olmayı hak ettim mi diyorum. Bilmediğim halde Adem miyim? 
Havva... Adem' in eğe kemiği. Sol yanının boşluğu, yalnızlığı içindeki yalnızlığı. Can sıkıntısı, rüya içinde rüyası. Boşluğunun tamamlayıcısı. İlk kadın... Kadın ki "Hakikatin dilini çarpıklaştırmada üstüne yok. Halleri değil de sadece rüyaları kitaba sığan insan neslinin annesi. Havva...
Şeytan sonra. İsyanında değil de tövbe etmeyişinde düşen. İsyanında değil isyanına isyanında lanetlenen. Kibri ile ateşten beter ateş olan. Ateş yaradılışında har olan. 
Adem' in şeytandan ayrılışı. İsyanında, inkarında değil de sonrasındaki tövbede. Tövbesiyle yücelen. Toprağı ateşten üstün kılan kendini bilmesiyle. Hayasında, edebinde, iradesiyle doğruyu seçmesinde. Ama her suçun bir cezası... Cennetten ayrılmak Adem' in yapacağı. Adem' e misafir odası olmak dünyaya düşen. Adem' in bir adımlık durağı sonrası yine geldiği cennet bahçesi. 
Havva yokluğu yeniden.  Cennet ışığı ile aydınlanmış dünya. Gerçek olanı karıştıracak kadar cennet olan kimi, kimi cehennemden yakıcı. Acımasızlığı ve soğukluğu ile cehennem, güzelliği ve sıcaklığı ile cennet dünya. Rol çalıcı. Kanın, terin, ekmeğin toprağı dünya. 
Havva ile tekrar kavuşma, öyle ki ikinci kavuşma da Havva adımıyla. Her defasında gelen Havva. Adem' den bir adım fazla atma cesaretiyle kadın belki de. Taşan deli sulara, yakan kor ateşe benzemesiyle, deliliğiyle. 
Habil, mizacındaki su halleri. Söndürücü, sakin. Söyleyeceği dilinden değil hallerinden dökülen. Suskunluğu isyanı olan, söyleyeceği her şey suskunluğunda duyulan. Haksızlıktan Hakk' a sığınışı. Ölümü görüp de yine susuşu. 
Kabil, Adem' in yasak elmaya uzanan eli. İsyanı aşikar olan. Direnci kendinde kırılan. Ben deyip de bize geçemeyen. La deyip de illaya varamayan. Tüm katillerin yükünü sırtlanan. Dünya' dan gitse bile adı sonsuz dünyada kalan. Adını dünyaya kazırken dünyadan ebedi silmek istediği Habil'i de kendi ile kazıyan. 
Ve at. Özgür, ulaşılmaz, isyankar, başkaldıran, boyun eğmeyen. Rüzgarı rüzgara katan. Yelesini isyanıyla savuran, güzelliğini asilliğinden alan. 
La...
Hayır dünyada kalmaya gelmedik. Bizim sonsuzluğumuz geldiğimiz mekan.
Hayır kötülük zorunluluk değil. Aklın sonsuz ayrımından biri.
Hayır iyiliğin bir sınırı yok. Sonsuz.
Ve la yok, sonsuz illa.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder