9 Nisan 2016 Cumartesi

'LA' SONSUZLUK HECESİ, İNKAR CÜMLESİ



La. Önüne il hecesi gelince illa olan sonsuzluk hecesi. Tek başına olunca hayır kelimesi, inkar cümlesi. 
Nazan Bekiroğlu' nun La' sını öğretmenimden duymuştum ilk. Hatta Nazan Bekiroğlu' nu da onun sayesinde tanıdım. Öğretmenim La' dan ilk bahsettiğinde "Nazan Bekiroğlu sanki cennet bahçesine oturmuş, Adem ile Havva' nın yaradılışını izlemiş de öyle yazmış" demişti. Sonrasında Nazan Bekiroğlu' nun 'Yusuf İle Züleyha' kitabını okuyup yazarla tanışınca ve o sıra dışı kalemine hayran kalınca, bir de pat diye La ile karşılaşınca okumamak elimde değildi. 
Kitabı öğretmenimden aldım. Nasılı da garip benim gibi. Bir şey konuşmak için yanına gidip de yanında La' yı görünce bir heyecanla "Hocam alabilir miyim?" dedim. Hemen uzattı.
Kitapta Adem' in hikayesi anlatılıyor. Beşer şaşar demekten ziyade beşer nasıl şaşar, nasıl şaşırtılırı anlatıyor LA. La Sahifesi' ile başlıyor kitap. Yazar bir bir sıralıyor yazma sebebini. Anlamak için anlattım diyor çünkü anlamanın anlatmakla olduğunu bilirim.  Adem yaratmak fikri ile başlıyor asıl hikaye. Kan dökücü bozgunluk çıkarıcı bir Adem. Adem' in yaradılışı, Havva' nın yaradılışı, yasak meyve, cennetten kovulma, dünyada ayrı düşüş, tekrar kavuşma, Habil-Kabil hepsi sıralanıyor kitapta bir bir. Nazan Bekiroğlu' nun çarpıcı kelimeleri vurucu cümleler oluşturuyor. Bazen tokat gibi bazen tatlı bir okşayış gibi değiyor kalbinize.
Adem' in Adem' liği bilişinde, söyleyişinde. Bunu okuyunca kendi kelimeler kitabımın yoksunluğunda, bilmediğim halde bildim sanışımdaki küçüklüğü görüyorum. Noktadan dahi küçük olduğumu hissediyorum. Adem olmayı hak ettim mi diyorum. Bilmediğim halde Adem miyim? 
Havva... Adem' in eğe kemiği. Sol yanının boşluğu, yalnızlığı içindeki yalnızlığı. Can sıkıntısı, rüya içinde rüyası. Boşluğunun tamamlayıcısı. İlk kadın... Kadın ki "Hakikatin dilini çarpıklaştırmada üstüne yok. Halleri değil de sadece rüyaları kitaba sığan insan neslinin annesi. Havva...
Şeytan sonra. İsyanında değil de tövbe etmeyişinde düşen. İsyanında değil isyanına isyanında lanetlenen. Kibri ile ateşten beter ateş olan. Ateş yaradılışında har olan. 
Adem' in şeytandan ayrılışı. İsyanında, inkarında değil de sonrasındaki tövbede. Tövbesiyle yücelen. Toprağı ateşten üstün kılan kendini bilmesiyle. Hayasında, edebinde, iradesiyle doğruyu seçmesinde. Ama her suçun bir cezası... Cennetten ayrılmak Adem' in yapacağı. Adem' e misafir odası olmak dünyaya düşen. Adem' in bir adımlık durağı sonrası yine geldiği cennet bahçesi. 
Havva yokluğu yeniden.  Cennet ışığı ile aydınlanmış dünya. Gerçek olanı karıştıracak kadar cennet olan kimi, kimi cehennemden yakıcı. Acımasızlığı ve soğukluğu ile cehennem, güzelliği ve sıcaklığı ile cennet dünya. Rol çalıcı. Kanın, terin, ekmeğin toprağı dünya. 
Havva ile tekrar kavuşma, öyle ki ikinci kavuşma da Havva adımıyla. Her defasında gelen Havva. Adem' den bir adım fazla atma cesaretiyle kadın belki de. Taşan deli sulara, yakan kor ateşe benzemesiyle, deliliğiyle. 
Habil, mizacındaki su halleri. Söndürücü, sakin. Söyleyeceği dilinden değil hallerinden dökülen. Suskunluğu isyanı olan, söyleyeceği her şey suskunluğunda duyulan. Haksızlıktan Hakk' a sığınışı. Ölümü görüp de yine susuşu. 
Kabil, Adem' in yasak elmaya uzanan eli. İsyanı aşikar olan. Direnci kendinde kırılan. Ben deyip de bize geçemeyen. La deyip de illaya varamayan. Tüm katillerin yükünü sırtlanan. Dünya' dan gitse bile adı sonsuz dünyada kalan. Adını dünyaya kazırken dünyadan ebedi silmek istediği Habil'i de kendi ile kazıyan. 
Ve at. Özgür, ulaşılmaz, isyankar, başkaldıran, boyun eğmeyen. Rüzgarı rüzgara katan. Yelesini isyanıyla savuran, güzelliğini asilliğinden alan. 
La...
Hayır dünyada kalmaya gelmedik. Bizim sonsuzluğumuz geldiğimiz mekan.
Hayır kötülük zorunluluk değil. Aklın sonsuz ayrımından biri.
Hayır iyiliğin bir sınırı yok. Sonsuz.
Ve la yok, sonsuz illa.

2 Kasım 2015 Pazartesi

B.A.P. HURRICANE


Yine ikizimle iş başındayız. Ve bugün de yine tavşancıkların şarkısını yazacağız. "Hurricane" Bu şarkıyı sevme derecemizin aynı olduğunu düşünüyorum. Çünkü müzik tarzlarımızın ortasında buluşulmuş bir şarkı. Ne ikizimin sevmediği ballad tarzı ne de benim sevmediğim gürültülü tarz. Biraz hareketli, biraz sakin, ne de çok bağırılıyor. (Daehyun' un bağırmalarını saymıyorum) Ayrıca ağır rap kısımları da yok. HAni böyle kafanızı yormayan ama sizi dans ettirebilen şarkılar olur ya, işte onlardan.
Bu şarkıda B.A.P smokinleri çekmiş oldukça havalı bir görüntü sunuyor. Üyelerin karizmaları gözler önüne serilirken mekanların renkliliği de klibi canlandırıyor. Üyelere gelecek olursak ilk önce Himchan' dan başlamayı kendime borç bilirim. Çünkü o benim adamım ve ilk sırada olmayı gerçekten hak ediyor. (O karizmayla bir zahmet hak etsin) O nasıl bir duruştur, bakıştır öyle. Eridim çocuk buna ne hakkın var. Smokin de çok yakışmış ayrıca. Araban da yakıyor. Her şeyi havalı adamın ben ne yapayım. Gözlerimden ışıklı kalpler çıkıyor. Liderimiz, canımız, ciğerimize gelelim şimdi de. Öncelikle beyazlar sana ne kadan da yakışmış öyle. Öyle döver gibi söylediğin rap kısımlarda yoktu böyle rap yap canımı ye be. Youngjae dersek o tabiki #stayhandsome ama bir insanın sesi bile #stayhandsome olur mu ya. Jongup' un dansı ne öyle ya adam dalga misali kıvrılıyor. Ama mor saç olmamış Jongup' cum. Daehyun' un sonlarda "I' m hurricane." deyip kendine kıyak geçmesine seni seni bakışları atmadım değil. Ayrıca benim kendime ait bir havam var duruşu, yorum yok. Sonunda Zelo' ya geldik ha. İlk defa bu şarkıda Zelo' nun sallamadan rap yaptığını düşünüyorum. Bir de o salak saçma zıplamasının mantığını hala anlamış değilim, neyse.

"We hurricane."
"I' m hurricane."
"Turn it up now."


Bir adet havalı B.A.P.

On saniye bakınca bakan gözler kör oluyor

Her şarkıda illa böyle bir ağır abi yürüyüşleri olacak yani. Olmazsa olmaz.

"I' m hurricane"

Ve işte Himchan. Ekranlar eridi, gözler yerlerinden çıktı. 

Bu şekilde bakınca ilk defa Çello' nun saçının düzgün olduğunu görüyoruz ama...

Aslında Çello' nun saçı en beter haliyle karşımızda. Ramen hali.

Selam kızlar.

Saçım şekilllll. Önümden çekilllll.










1 Kasım 2015 Pazar

B.A.P. POWER


Uzun zaman sonra bir blogu olduğunu hatırlayan ben geri döndüm. Bugün yine müzik ana başlığı altında bir konum var. Blog müzik bloguna dönecek bu gidişle. Her neyse bu yazı ikizimle ortak yazımız. Gerçi şarkı da bizim şarkımız diyebileceğimiz nitelikte. Öncelikle şarkı tavşancıkların şarkısı. Atarlı tavşancıklar B.A.P.  Ve güç dolu şarkıları "Power".
Önceliikle Youngjae ve onun zarif, naif sesi. Beni benden aldın be çocuk o sesle. Himchan ve karizması. Gözümden ışıklar çıkıyor. Bu çocuk neden her yerde bu kadar havalı. Liderin kalın sesiyle yaptığı vurucu rap. Yahu çocuk dayak yemişe dönüyorum senin rapinden sonra. Ben rap sevmem bana böyle gelme. Ama rap konusunda hakkını yiyemem iyisin. Zelo' nun salladığını düşündüğüm rapi. Yorum yok. Jongup' un vokali... Yorum yapamıyorum. Beni çok şaşırttı, beklentimin çok üstündeydi. Yahu çocuk sen dansçı değil misin nasıl vokalin bu kadar iyi ya. En azından bu şarkıya çok iyi gitmiş. Ve Daehyun' un sonlara doğru uuuu gibisinden bağırışı. YA ama o kısım çok iyi olmuş. Kareografiyi ifade etmek gerekirse adamların pantolonlarının yırtıldığı bir kareografi, daha ne olsun. Solo dans kısımları da ayrı bir hoş. Mekanlar da hoş.
"Stop."
"We got the power. I got the power."
"Everybody say hate you. One more say hate you."

İkizimle sevmediğimiz insanlara dinletme kararı aldığımız şarkıdır kendileri. "Everybody say hate you. (Herkes senden nefret ettiğini söylüyor.)" İkizim olsa burada "Hah biçız." derdi.Ben de derim ki 'Hey güç bizde tamam mı?'
Meşhur tavşan.

Bu çocuk burada sallıyor, aksine inanmam.

Bahsettiğim Himchan bu değil!

İmha ekibi.

Oksijen ikizim oksijen. :D


25 Haziran 2015 Perşembe

PERSON OF INTEREST






















- You are being watched. The government has a secret system. A machine...

Dizi hergün sizi izleyen ve dinleyen bir makine çevresine kurulu. Makine devletin bilgi paylaşımı ile size ait tüm bilgilere sahip ve sizi izleyerek her geçen saniye daha da çok bilgi sahibi oluyor. Bu bilgiler doğrultusunda sizin terörist olup olmadığınızı anlayabiliyor. Makine 12 Eylül olayları sonrası Harold Finch tarafından üretiliyor. Ama Harold makineyi tasarlarken ufak bir noktayı atlamış;
Makine teröristlerin yanı sıra normal insanların işleyeceği suçları da tespit ediyor. Ancak devlet bir iki kişinin etkileneceği suçlarla ilgilenmeyi 'alakasız' buluyor. Bu suç cinayet bile olsa. Harold bunun yanlış olduğunu düşünüp makineye bir arka kapı yapıyor ve bu arka kapı aracılığı ile 'alakasız' numaraları yani kişileri durdurmaya ya da korumaya çalışıyor. Çünkü 'alakasız' numaraların suçlu mu, kurban mı olduğu belirtilmiyor. Fakat bilgisayar dahimiz Harold bir aksiyon adamı değil ve işin bu noktasında yardıma ihtiyacı oluyor ve o da John Reese' i tutuyor. Ama insanları kurtarırken izledikleri yol pek yasal değil ve bu illegal yardımları NWPD' nin radarına yakalanıyor. Artık hem polisten kaçmaları hem de insaları kurtarmaları gerekiyor.
Dizinin konusu böyle. Dizi hala devam ediyor. Her sezon yaklaşık 20+ bölüm. Her bölüm dolu dolu aksiyonu yaşayıp her sezon finalinde nefesiniz kesiliyor. Aksiyonun yanında dostluğu, insanlığı, babalığı, anneliği, eğlenceyi ve daha bir çok şeyi bulabiliyorsunuz. Harold' la dahi gibi hissederken, Reese' le eski bir asker oluyorsunuz. Lionel' la takma isimler üretirken yemek yiyorsunuz, Carter' la görevinizi hakkıyla yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Dizi öyle ki binbir çeşit insana ışık tutuyor. Birbirini öldürmek üzere kiralık katil tutan bir çift, ateş hattının ortasında kalan ama hiçbir şeyin farkında olmayan bir bebek ve daha onlarcası.
Her sezon eklenen karakterler kesinlikle zenginlik katıyor ve muhteşem olan diziyi muhteşemliğin ötesine taşıyor.
Tabi ki J.J Abrams dizisi.

25 Nisan 2015 Cumartesi

YALANIN YÜZYILLIĞI


Sözde "Ermeni soykırımı", 100. yılına girdi dün. Her yerde aynı yalan söylendi. Osmanlı -Türkler- , Ermenileri katletmiş, onları öldürmüş sözde. Şimdi bizden kan parası ve kan toprağı almak istiyorlar. Ama hangi akla mantığa uymayan bir olay böyle gerçek gibi empoze edilip tazminat ve toprak alımı talep edilebilir ki. Ama işte bu olay yakında o raddeye gelecek. Bizim milletimizin parasına, alın terine kast edecekler önce, sonra her bir karışı kanla alınmış toprağımızı isteyecekler yüzsüzce. Hem de neyi bahane ederek hiç olmayan bir soykırım yalanını. Bu kadar basit değil. En azından olmamalı ama öyle. Yüzyıllık bir yalanın gücünü es geçmemek lazım. Peki nasıl yalan olduğu bu kadar bariz olan ve dahası yalan olduğu belgelerle kanıtlı bir olay yüzyıldır var ve hala devam ediyor. İşte burada bizim kabahatimiz başlıyor. Kabahatimiz ne mi? Üzerimizde çıkarı olan ülkelerin bizim lehimize olan gerçekleri, doğruları görmesi. Biz sadece bunu umarak bekliyoruz. Bu neyin beklemesi? Kim sen "Ben haklıyım." demeden senin haklılığını görür. İnsan ses çıkarmalı ki gerçekler gün yüzüne çıkmalı. Ama biz ne yapıyoruz? Susup oturuyoruz. Şimdiye kadar kaç tane çalışma yapıldı bu konu ile ilgili? Susup oturmak yerine en küçüğünden en büyüğüne kadar her Türkiye vatandaşı bilinçlenmeli ve haksızlığa karşı ses çıkarmalı. Elinden gelen her şeyle. Çünkü biz bugüne kadar ve gelecekte de hiç kimseyi katletmedik ve katletmeyeceğiz de. Çünkü biz insanlara hoşgörü ve adaletle yaklaşan, sevgi ve saygı ortamında kurulmuş güzel ilişkiler oluşturan ataların torunlarıyız. Biz "Yaratılanı sev yaradandan ötürü." diyen Yunus' ların "Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.Hoşgörülükte deniz gibi ol.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." diyen Celaleddin' lerin devamıyız. Biz ki insana insan olduğu için değer veririz. Bu insanlar bizi her gün doğrayıp biçmiş olmasına rağmen biz onları öldürmeyi bırak, onların can ve mal güvenliğini sağlamak adına savaş durumunda olmamıza rağmen bir çok masrafa girmiş onları savunması için birçok askeri görevlendirmiş bir milletiz. Soykırım yapmak nerede kaldı.

Sevgili okurlarım bu yazıyı dün yazacaktım ama pek vaktim olamadı ama bir günlük gecikme ile de olsa sonunda yayınladım. Eğer bu yazıyı yazmasaydım bir şeyler içimde kalırdı. Eğer yazmasaydım ses çıkarmayarak ülkeme ihanet etmiş gibi hissederdim kendimi. Lütfen en azından bir 5 dakika ayırıp Ermeni Tehciri ve Sözde soykırımını araştırıp bakın, öğrenin. Çünkü tarihimizi bilemli ve vatanımıza dört bir koldan sahip çıkmalıyız. Mehmet Akif' in çok sevdiğim bir iki dizesinde şöyle der "Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
 Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. "
İşte biz de sahip çıkmalı korumalıyız memleketimizi. Ve son olarak BİZ KİMSEYE SOYKIRIM YAPMADIK. SOYKIRIM İDDİASINI REDDEDİYORUM.!!!!!
Dipnot
Papanın "20. yüzyılın ilk soykırımı Ermeniler' e yapılmıştır." cümlesi ve papanın bu cahil düşüncesini esefle kınıyor ve sırf bazı emeller uğruna yapılan bu çirkin politikayı yüksek perdeden eleştiriyor asla doğru bulmuyorum. 

16 Mart 2015 Pazartesi

İKİZLERDEN NAĞMELER "D&E GROWING PAINS"




D&E / GROWING PAINS 
Bu sokağın soğuk sesi 
Bu yürek parçalayıcı ayak sesleri
Bir gün geçip gidecek hepsi
Delicesine...
... aşık olduğumuz anılar
Dökülecek yavaş yavaş
Zamanla birlikte...
...unutulup gidecek
(unutulup gidecek)
Girmeyi denedim kapalı kalbine
Ama bu bomboş odanın içinde
Fark ettim biz çoktan kopmuşuz zaten
Acı çekiyorum bu yüzden
Ama umarım sen acı çekmiyorsundur benim kadar
Her gün bunu ümit ediyorum, defalarca
Umarım sen hatırlamıyorsundur benim hatırladığım kadar 
Umarım sen benden daha iyisindir
Bugün de yarın da 
Seninle dolu olan düşüncelerim...
Bu düşünceler bile öfkelenmişçesine bir kenara itiyor beni
Saatin kollarını takip ediyorum, peşinden koşuyorum zamanın
Ama orada fark ediyorum gittiğini
Ben telaşlanırken senin gitmeye acele edişini
Ekspres tren gibi, adımların her gün acele içindeydi
Anılara teslim olmuş halde
Şimdi çiziklerle dolu eski ve yıpranmış bir kitap misaliyiz
Girmeyi denedim eski anılarımız içine 
Ama artık göremiyorum seni
Fark ettim ki biz çoktan yok olmuşuz zaten
Acı çekiyorum bu yüzden (Çok acı çekiyorum)
Ama umarım sen acı çekmiyorsundur benim kadar
Her gün bunu ümit ediyorum defalarca
Defalarca
Umarım sen hatırlamıyorsundur benim hatırladığım kadar
Umarım sen benden daha iyisindir
Bugün de yarın da 
Bugün de yarın da
1-2-3-4-5
Bastırıyorum bugün hepsini
Unutuyorum galiba
Gerçekten göremiyorum seni
5-4-3-2-1
Sanırım doldu zaman
Umarım sen acı çekmiyorsundur benim kadar
Her gün bunu ümit ediyorum, defalarca
Defalarca
Umarım sen hatırlamıyorsundur benim hatırladığım kadar
Umarım sen benden daha iyisindir
Bugün de yarın da 
Bugün de yarın da 

Başlarsan duramazsın, kesin ve net. D&E ikilisinin en sevdiğim şarkısı Still You iken listemi yerle bir edip baş köşeye geçen şarkı "Growing Pains (Büyüyen Acılar)" Ben uzun zamandır bir şarkıyı böyle takıntılı dinlememiştim. Ard arda çaldığı halde saatlerce dinlediğim; güzel mi güzel, hoş mu hoş şarkı. Hem melodisi hem sözleri hem Eunhyuk' un vokal olarak yarattığı harikalar beni benden aldı. Hele klip of anam of. O nedir öyle ya. Kamera bildiğin dönüyor, daha ne olsun. Eunhyuk' un serseri çocuk gibi elinin tersiyle ağzını sildiği yere bittim. Ya şarkı her şeyi ile çok güzeldi. Cidden her şeyi ama. Mübalağasız.  Şarkının sözleri tam benlikti. Hareketli ballad tarzı da benim favori tarzlarımdandır. E daha ne olsun. Ha bide Suju' nun malum ikilisi yapmış e bu yenilmez yanında yatılır. Ya çok pis fangirllük yapıyorum şuan. Dibine vurdum. Tamam artık yeter bu kadar fangirllük. Neyse gelelim asıl olaya "Eunhyuk' un Saçları". Ama o saçlar ne kadar yakışmış ona ya. Sonunda saçlarını o aptal civciv sarısı (ya da sarının herhangi bir tonu) renkten kurtarmış. Şükür. O saçlarını var ya senin. (Güya fangirllüğü bırakıyordum değil mi?)(Tamam bu sefer cidden bırakıyorum)
MALUM İKİLİMİZ

ARABANIN DONGHAE' DEN DAHA ÇOK İLGİMİ ÇEKTİĞİ GERÇEĞİ

SEN AĞLAMA. DAYANAMAM....

SEN DE AĞLAMA EUNHYUK. SANA DA KIYAMAM

AĞLAMAYIN DEMEDİM Mİ BEN SİZE.






5 Ocak 2015 Pazartesi

ZOR

Zor be kardeşim,
Yüklenmek hayatın yükünü,
Bir anneysen mesela
Düşünmek durmaksızın
Çocuklarını, evini, kocanı, onların iyiliği için kendini
Bir simitçiysen sonra
Başının üzerine yüklemek yükünü
Sokak sokak gezmek
Marketler ve büfelere karşı savaşmak
Zor be kardeşim
Öğretmensen belki
Saatlerini harcamak, kendini adamak
Sonra görmek onca emeğin boşa gittiğini
Öğrenciysen de zor be
Saatlerce sadece birkaç dakika aralıklarla dolması kafanın
Sonra aptal ölçme sınavları
Bildiğin şeyi yapamadığın zaman zor
Ödevler zor yoğun yani bu iş zor değil çok zor
Gençsen zor
Kimsenin seni anlamamasıdır gençlik zordur
Yaşlıysan zor
Anıların ve kabusların, geçmişin ve keşkelerin karanlığında kalmak
Yorgunsan
Yatacak yer bulamamak
Uyuyacak zamanının olmaması
Müzik dinliyorsan
Anlamaya çalışmak sözleri
Büyüsüne kapılmak
Zor...
Her şey zor aslında
Metal dinlemek zor
Kafanı patlatırken
Aşk şarkısı dinlemek zor
Eğer yeni ayrılmışsan
Uyumak zor
Heyecanlıysan
Özlemek zor
Tanımıyorsan
Gitmek zor
Kalbini götürmüyorsan
Eve gitmek zor
Beş paran yoksa cebinde
Sigara dumanı zor
Yeni bıraktıysan
Beyaz zor
Siyaha alıştıysan
Her şey zor
Zor be kardeşim
Hayatın kendisi zor
Yaşamak çok zor
Ama öyle ya
Zoru sever insan
Öyle yaratılmış işte
Belki de bu yüzden zor her şey
İnsan sevsin diye
Oysa insanın yaptığı tek şey şikayet
By: Me      
To: Me  


22 Ekim 2014 Çarşamba

MIRRORS

Sevgili ikizim geçenlerde şarkının yazısını yazınca bende dayanamadım yamak istedim evet  Mirrors JT muhteşemlik üçü bir arada misali .

8 Ekim 2014 Çarşamba

BENİM DE ARTIK BİR İKİZİM VAR


Şimdi böyle deyince yılların ikizliğine ayıp etmiş olucam zira sevgili kuzenimle uzun çok uzun yıllardır ikiz diye anılırız farklı ana babadan anca bu kadar benzerlik olur yani bu sebeple yılların ikizliğine ayıp etmemek için benim de artık bir blog ikizim var. Evet gelelim bu işin nasıl başladığına şöyle ki ; Ben blog blog gezerken bir kaç ikiz blog gördüm  çok hoşuma gitmişti ikiz blog işi aynı konuyu iki farklı ama aslında aynı ağızdan dinlemek. Sonra aradan baya bi zaman geçti bi baktım başka bir ikiz blog yeter ulan dedim ben de istiyom ki zaten bir ikizim ve ikizimin bloguda var hemen anlattım durumu bir iki ısrardan sonra olur dedi sevgili geke ve işte böyle başladı hikayemiz. (Sanki kaç yıllık bir hikayede böyle başladı diyom daha dün olmadı mı bu iş yahu!)
İkizimin yazısı için tık